Bir önceki bölümde inovasyon ve gerekliliğinden söz ettim. Ama sadece inovasyon yapmakla iş bitmiyor. İnovatif ürünler üretip, bunları ticarileştiren işletmelerin aynı zamanda bir sosyal girişimci olarak sosyal inovasyona da önem vermeleri gerektiğini düşünüyorum.
Ülkemiz için yeni bir alan olan sosyal inovasyonun, aslında yaklaşık elli yıllık bir geçmişi var. Nedir bu sosyal inovasyon?
Öncelikle inovasyon ile arasındaki en temel farklar “Ticari olmaması” ve “Toplumsal yenileşimi” sağlamaya çalışmasıdır. Teknoloji alanında yoğun olarak yapılan inovasyonun bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getirdiği bir gerçektir.
Sosyal inovasyonla bu olumsuz sonuçların iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca teknolojik inovasyonun, sosyolojik etkileri de ele alınmaktadır. Teknoloji ile kurduğumuz sistemlerden pek çok insan faydalanırken, bazı kişiler de sistemin dışında kalmaktadır. Bunun da sonucu olarak, bu insanlar yoksulluk, evsizlik, bağımlılık, ayrımcılık ve işsizliğe itilmektedir. Örneğin teknoloji ilerledikçe işletmelerin maliyetleri düşmekte, kısa zamanda daha çok üretim yapmakta ve verimlilikleri artmaktadır. Ama bunun olumsuz sonucu ise, bazı insanların işlerini kaybetmesine yol açmaktadır. Neticede, iş dünyası için iyi, sosyal anlamda ise kötü sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Kısacası, sosyal inovasyon, insan, toplum ve gezegenimiz için sürdürülebilir bir yaşam sağlamak adına geliştirilen projelerle, var olan toplumsal, kültürel, ekonomik ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler üretme ve bunları hayata geçirme faaliyetidir.
Sosyal girişim ve sosyal inovasyon deyince akla gelen ilk isim Bangladeş’li iktisat profesörü ve bankacı Muhammed Yunus’tur (d.1940, Bangladeş – … ). Yunus, “Mikro kredi” sistemini ilk gerçekleştirenlerdendir. İlginç bir hikayesi var; 1970’li yıllarda, Muhammed Yunus, Bangladeş’li kadınların, 5 Taka (Bangladeş Para Birimi), yani 0,07 $ (0,109 TL) tutarındaki borçları nedeniyle, köle haline geldiklerini görür ve kredi almaları için banka müdürleriyle görüşür. Fakat görüşme sonrası aldığı cevap: “Yoksullar bankadan kredi almaya uygun özelliklere sahip değiller, onlar kredilendirilebilir değildir” olur. Bunun üzerine, yoksulların, kendilerine iş yaratma imkanını sağlayabilmeleri için, cebindeki 27 doları 42 kişiye kredi olarak vererek, ilk adımı atar. Çünkü Yunus, girişimciliğin insanın doğasında var olduğuna inanmaktadır. 1976 yılında yoksulları girişimci yapmak amacıyla, “Muhammed Yunus “Mikro kredi” konusunda öncülük eden Grameen Bankası’nı kurar. 2006 yılında ise, bu projesiyle kendisine Nobel Barış Ödülü verilir.
2015 yılında ABD’nin Seattle şehrinde 400 kişinin yaşadığı Providence Mount St. Vincent Huzurevinde “Kuşaklararası Öğrenme Merkezi” adında açılan anaokulu da sosyal inovasyona bir örnektir. Bu proje ile 1-5 yaş arasındaki çocukların yaşlılarla iletişe geçmesi sağlanarak gelecekte kuşak çatışmalarının önüne geçmesi hedefleniyor. Çocuklar yaşlanma sürecini ve engelli insanlarla iletişime geçmeyi öğreniyor, sevgi dolu bir ortamda zaman geçiriyorlar. Bu proje yaşlılar için de faydalı çünkü yaşlılar çocuklarla iletişime geçerek onlara deneyimlerini aktarıyorlar ve işe yaradıklarını hissediyorlar. 
Türkiye’de ise, sosyal inovasyona 2012 yılında ülkemizde Turkcell ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın (TİSVA) “Ekonomiye Kadın Gücü” adıyla başlattıkları proje, Coca-Cola’nın Hayata Artı Vakfı kapsamında başlattığı “Çık Dışarıya Oynayalım” projesini örnek olarak verebiliriz.
Sosyal inovasyon, sadece sosyal problemlere çözüm aramakla kalmamaktadır; ayrıca nesli tükenen hayvanlar, biyolojik çeşitliliğin kaybolması, ozon tabakasının delinmesi, çevre kirliliği, su kaynaklarının tükenmesi gibi doğal sistemlerimizin zarar görmesinin de önüne geçmek için çaba sarf etmeyi de kapsamaktadır. Coca-Cola’nın “Geleceğin Tarımı” ve “Harran Ovası Gece Sulama Projesi de yine bu alanda yapılan sosyal inovasyon örneğidir. Ayrıca Hilton İstanbul da, çevreyi korumak ve su tüketimini azaltmak adına Hitachi ile birlikte çalışarak, otelin su tüketimini azaltmanın yollarını bulmuş, ayrıca otelin 1,2 hektarlık bahçelerini sulamak üzere, otelin gri suyunu yeniden kullanmak için bir çözüm üretmiştir. 
Hitachi sosyal inovasyon adına çalışanların duygusal durumunu takip etmek için bir cihaz tasarlamıştır. Kredi kartı büyüklüğünde olan bu mutluluk ölçüm cihazı (Human Big Data) ile çalışanların mutluluk düzeyi ölçülmektedir. Böylece işyerinde verimliliği arttırmanın en önemli unsuru olan mutlu çalışan sayısını arttırmaları, motivasyon çalışmalarını geliştirmeleri için firma sahipleri yönlendirilmektedir.  
Görüldüğü gibi, sosyal girişim, sosyal inovasyon “Bana balık verme, balık tutmayı öğret” sözünün ötesine geçerek, ne hayırsever yaklaşım gibi sadece balık vermekle, ne de güçlendirme yaklaşımı ile balık tutmayı öğretmekle yetiniyor. Sosyal girişim yaklaşımı, balıkçılık endüstrisinde köklü bir değişim yaratmayı hedefliyor.
İşletmelerin artık kendilerine “Nasıl daha fazla kâr sağlarız” sorusunun yanında, “Sosyal alanda nasıl yenilik yaparız?”, “Mevcut sosyal problemlere yeni çözümler bulabilir miyiz?”, “Potansiyel sosyal sorunlara ne tür çözümler üretebiliriz?” sorularını da sormaya başlamaları gerekmektedir. İşletmelerin bu alanda üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşları ile iş birliği içine girmeleri iyi olacaktır. Son yıllarda ülkemizde yaşanan, iş kazaları ve çocuk işçi sorunlarının da çözümüne odaklanılması gerektiği düşünüyorum.
Kaynakça
Okay, H. (2015) Helikopter Bakışı, MediaCat Yayınları, İstanbul
Denizalp, H. (2009) Toplumsal Dönüşüm için Sosyal Girişimcilik Rehberi, STGM
Yunus, M. ve Weber, K. (2010) Sosyal İşletme Kurmak: İnsanlığın En Acil İhtiyaçlarını Karşılayacak Yeni Bir Kapitalizm Türü
Besler, S. (2010) Sosyal Girişimcilik, İstanbul: Beta Yayınevi